HİDE

Grid

GRID_STYLE
false
TRUE

blog

HIDE_BLOG

Classic Header

{fbt_classic_header}

Header Ad

HABERLER

latest

BEN KÜÇÜK BİR KADINIM 1. BÖLÜM GİRİŞ (1)

Çocukluğum Denizli ’nin Pelitlibağ mahallesi nde geçti. Kırık dökük asfalt yolun iki yanı, bizim olduğumuz sıradaki kerpiç ve ahşap evle...

Kitap Projesi 1. BÖLÜM-Giriş


Çocukluğum Denizli’nin Pelitlibağ mahallesinde geçti. Kırık dökük asfalt yolun iki yanı, bizim olduğumuz sıradaki kerpiç ve ahşap evlere nispet edercesine; karşı sıraya dizilmiş betonarme evlerden oluşan enteresan bir mahalleydi.

Düşünün, dar asfalt yolun bir tarafı Asya, diğer tarafı Avrupa… Yalnız, kaderin cilvesine bakın ki boklu arık betonarme evlerin duvar diplerinden parelel akar giderdi… Boklu arık dediğim, aslında yer yer kapalı, yer yer açıktan akan kanalizasyondu. Çok yağmur yağdığı günlerde arık dolar taşar ve açık ağızlardan yol bulup Avrupa yakasının betonarme evlerinin bahçelerine dolar, bizim evlerimizin eşiklerinin yüksek oluşuyla bu felaketten kurtulurduk.

O evlerin hanımları diz altı volan eteklerini savura savura, ellerinde süpürgelerle "Ah gari... Yine ortalık battı çıktı. Kaç kere dedim bizimkine kapı ağzına bi basamak koyuve diye, hala koyuvercek. Yetti gari canıma. Çekilir dert mi canım bu…" diye söylene söylene pis suları arığa gerisin geri süpürürler, ellerinde kovalarla debelenir dururlardı.

Bazen arkadaşlarımızdan bu arığın içine düşenler olurdu. Çocukların çığlıklarını duyan kadınlar koşuşturur aşağıdaki açık ağızdan pis suda çırpınan çocuğu alır çıkarırlardı. Anneleri kirlenmesin diye üstlerindeki basma eteklerinin bir ucundan tutup bellerine sokuşturur, çocuklarının başına vura vura beyaz sabun, alüminyum leğen ve de eski bir örme parçasıyla avlu önlerinde yıkarlardı. Pis suya bulanmış korku içindeki çocuğun kıçı da şaplaklardan nasibini alırdı. "Gözün kör olmasın emiii! Kaç yo dedim gitme oraya deye. Bok mu var orda, neden gidiliyor biyoo deyiver baken biii! Şuraya bak ileş gibi olmuşun. Kırklesek fayda etmez garii…" diye azarı basarlardı. Çok bilmiş bir yeni yetme kendini tutamaz "bok vaa tabiii" der milleti güldürürdü. Neneler "Elleme gızım, korkmuş zaten çocuk… Ellime gari anam. Bişirdin etlerini, vurma gari. Benim gızım akıllıdır, bi daa gitmez oreye kadın anam." diye anneyi sakinleştirmeye çalışır, çocuğun dayak yemesine engel olurlardı. Bizim mahallede olaylar serisi çabuk gelişir, çabuk son bulurdu.

Yemeğini erkenden pişiren, evini temizleyen kadınlar çalı süpürgeleriyle kapı önlerini de süpürür, maşrapalarla su dökerler, mahalleyi de evlerinin içi gibi piri pak ederler, gurur duyarlardı temizlikleriyle. İşlerini bitirip el işlerini de eksik etmeden kapı önlerine koydukları oturaklarında toplaşır bir yandan dedikodu yapar, bir yandan çoluk çocuğu kollarlardı. Azan çocuklarına "Gelirsem yanına gebertirim baaak! Önke üstünü batırma sakın. Daa dün keydin." diye ara ara çıkışırlar, yine dedikodularına kaldıkları yerden devam ederlerdi.

Sohbet konusu hiç bitmezdi. Her zaman ceplerinde birileri hakkında söylenecek birşeyler bulunurdu. "Gıı! Duydunuz muuu?.. Kellerin Amad'ın Ayşa, evelsi gün şureye gadar etek geymiş, bazara gitmiş. Sanki gomşunun düğünü va da oreye gitmiş gibi keyinmiş guşanmış. Saçlarını da örmemiş, öyle eşarbın altından salleye salleye… Benim oğlan görmüş onu. Ana dedi, eğer utandım. Bu gada irezillik olu mu? Bazar yerinde kim varsa ağızlanın suları aka aka bakdıla. Ben görmezlikden geldim gari. Gonuşur monuşur deye seslemeden geçdim yanından." tarzı cümlelerle, en dişli paparazzilerden bile daha acımasız yerden yere vururlardı. Gerçi o zamanlar paparazzinin ne olduğunu bilen de yoktu ya…

Sırtlarındaki kendi ördükleri Türkan Şoray kirpikli, saç örgülü, ajurlu yeleklerini önlerine toplayarak, ağızlarını büzerek; kiminin gelininden, kiminin kaynanasından… Vurun abalıya misali herkes bu dedikodulardan nasibini alırdı. Yine de sohbetleri pek bir tatlı olurdu. Çocuklar yanlarına yaklaştığında, ayaklarındaki takunyayı ellerine alıp "gaçılın bakem, büyüklerin lafı dinlenmez. Gidin oyununuzu oynen." diye göz dağı vermeyi de ihmal etmezlerdi.

Genç kızlar ise kendi aralarında grup olup başka bir kapı önünde toplanırlar, çekirdek çitlerken yoldan geçen delikanlıları keserlerdi. Arada annelerine kaçamak bakışlar atıp, yakalanıp yakalanmadıklarını kontrol etmeyi akıl etmeseler kapı önünde çimdik yemek kaçınılmaz olurdu. Geçen delikanlılardan niyeti ciddi olanlar varsa anneler mutlaka hisseder, nazlı nazlı "kııız, Gülsüm. Anaam, buleşikleri yıkayıp, yemeği ocağa goyduydun deemi gızıım" diye seslenirler. Böylece delikanlıya Gülsüm'ün çok hamarat olduğunu işittirirlerdi. Gülsüm mesajı alır utangaç bir edayla "yapmamın anaa, yemeklee pişti. Evi de süpürdüm. Çameşirleri de yarın yıkeyelim diye ilyene koyuvedim." diye cevaplarlardı. Delikanlı bıyık altından güler, Gülsüm'ünün hayalleriyle mahallede on tur atardı. Çocuklar durumu farkederlerse "Güsün Üseen'i seviyooo! Güsün Üseen"i seviyooo!" diye bi gayda tutturur, analarını sinir ederler, şaplağı yerlerdi.

Saat 5.30 oldu mu işlerinden çıkan babalar üçer beşer gelmeye başlarlardı. Yolda birbirlerine Allah'ın selamını verirler "böyün (bu gün) hava çok sıcaktı, ağşam olmak bilimedi", -"Hakkı abeenin işleri yolunda değilmiş diye duydum. O gadar malı mülkü varıdı adamın, bi hayırsız oğlan yüzünden elde avuçda bişey bırakmadı" gibi sohbet ede ede evlerine varırlardı.

Kocalarının geliş saatini bilen anneler yer sofrasını çoktan kurmuş, yemekleri ısıtmış, çoluğu çocuğu eve toparlamış olurdu. Kapıdan giren evin reisine "adaam, hoş geldin. Nasıl geçti günün. Böyün çok iş varmıydı?" gibi sorular sorarken eşlerinin sırtındaki ceketi alırlar, peşkirle abdestliğin başında onun hem ellerini yıkayıp hem sorularına cevap verişini dinlerlerdi. "Çok yoruldum Halime, sofreyi gurdun mu? Açlıkdan da ölüyon. Yeyen de gonuşuruz." Peşinden gururla yer sofrasında oturur, herkesin oturmasını bekler, besmelesini çekip sıcacık tarhana çorbasına ilk kaşığı onlar çalarlardı. Babaların yaptığı açılıştan sonra herkesin yemeye başlaması serbest olurdu. Sofradaki çocukların başları okşanır, "bugün ne ettin de baken bi, ananı üzdünmü? Yaramazlık yaptımı bu kerata Halime?" diye çocuklarına hafiften sevgiyle karışık korku verirlerdi.

Yemek yenir yenmez babalar "çay katıver bene.. Hava kararmadan accık kapının önünde oturem bakem" der gündüz hanımların işgal ettiği tahta oturakların üstlerine birde onlar tüneşirlerdi. Sanki sözleşmişler gibi yemeğini yiyen kapı önünde alırdı soluğu. Bir yandan kulaklarını karıştırıp bir yandan göbeklerini kaşıyarak; ellerinde ince belli çay bardaklarından bol şekerli ve de illaki demli çaylarını hüpletirlerken "ne olcek gari bu devletin hali, bööle gidese asker eziveri bunlaan kafalarını… Ondan sonra olan gine bu millete oluu" diye diye memleketteki anarşist meselelerini konuşurlardı.

HER PAZARTESİ YENİ YAYIN

ROMAN PROJESİ BECERİKLİ KADIN'IN -HATİCE ÖZTÜRK- NOTER ONAYLI ÇALIŞMASIDIR. BÖLÜMLERİN HERHANGİ BİR YERDE İZİNSİZ YAYINLANMASI, KOPYALANMASI, DAĞITILMASI, PAYLAŞILMASI VB DURUMLARDA HUKUKİ SÜREÇ BAŞLATILACAKTIR.

12 yorum

  1. İlk abonen oldum keyifle takip edeceğim hayırlı olsun

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Çok teşekkür ederim. Şu an o kadar mutluyum ki... Umarım hep keyifle takip edeceğiniz bir bloger olmayı başarırım. Hayırlı kandiller dilerim.

      Sil
  2. Merhabalar değerli yazarım. Gerçekten ilk bölüm için çok güzel bir başlangıç. Kendimi bi anda olayin icinde o olayin yasanan zamaninda bir anda buluverdim.Devamini sabırsızlıkla bekliyorum .

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Kandil günü beni öyle mutlu ettiniz ki anlatamam. Umarım yazarlık maceramda etkiyi katlayarak devam ettirebilirim. Desteklediğiniz için çok teşekkür ederim. Var olun.

      Sil
  3. Canım hayırlı uğurlu olsun severek takip edeceğim

    YanıtlayınSil
  4. canım benım öyle güzel yazmışsınkı kendımı bir fılmın içinde yada bir romanın içinde gibi buldum ..bi baktım hanı o boklu kanala düşüen çocuklardan biri oluverdim..bi baktım Güsün olmuşum .)) yüregine sağlık babanı annenı cok sevdim ,senıde cok sevmiştim zaten ama bir daha sevdim ,çok sevdim arkadaşım yolun açık olsun ......

    YanıtlayınSil
  5. Canım benim, ben de seni çok sevdim. Yazdıkların o kadar değerli ki... Tarifi inanılmaz mutluyum şu an. Sanırım doğru yoldayım. O zaman yazmaya devam ❤️��❤️

    YanıtlayınSil
  6. Her zamanki gibi harikasın, muhteşem bir yazım dilin var canım severek takip edeceğim

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Çok teşekkür ederim sağolun canım. Umarım o muhteşemliği katlayarak geliştiririm burada. Desteğiniz için minnettarım 😘🥰

      Sil
  7. okudugun her sayfada bazen hüzünlendim bazen güldüm anlatışınız özellikle şiveli okuyuşunuz çok güzeldi ben kitap kurdu iyi bir okuyucyum nacizane sizin kitap yazmk özellikle seslendirme ypmanızı yürekten temenni ederim bence yazmak için bu dünyya gelmişsiniz başarıların daim olsun

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Beni öyle mutlu ettiniz ki... Yıllardır içimde biriken yazma tutkusu, bu ilk romanımda can buldu. Ben de kitap kurduyum. Ve her okuduğum kitapta, bir gün ben de yazacağım ve benim hayran olduğum eserler gibi hayran olunacak bir eser yapabileceğim diye hayal kurardım. Romanım hayran olunacak nitelikte midir? Buna okur karar verecek. Ama hayalimi gerçekleştirirken sizlerin destekleri bana inanılmaz güç veriyor. Bunun için minnettarım 💝

      Sil

Yorumunuz için teşekkür ederim.