HİDE

Grid

GRID_STYLE
false
TRUE

blog

HIDE_BLOG

Classic Header

{fbt_classic_header}

Header Ad

HABERLER

latest

BEN KÜÇÜK BİR KADINIM 1.BÖLÜM (2)

Burası 70’ler dönemi Yeşilçam film senaryolarının, tüm ayrıntılarıyla yaşandığı bir mahalleydi. O kadar ki; karşılıklı zengin bakkal, fa...



Burası 70’ler dönemi Yeşilçam film senaryolarının, tüm ayrıntılarıyla yaşandığı bir mahalleydi. O kadar ki; karşılıklı zengin bakkal, fakir bakkal bile vardı. Tahmin edin fakir bakkal kim di? O benim babamdı.

Babacığım 1.65 boylarında 60lı kilolarda, o zamanlar bana çok cüsseli gelen cep herkülü gibi bi adamdı. Pala bıyıklarıyla Hulisi Kentmen'e benzetirdim onu. Ama naifliğini Münir Özkul'a, hiddetini de Erol Taş'a… Pek bir asabiydi rahmetli. Daha askerdeyken yoğun ülser yüzünden midesinin tamamını almışlardı. Hep midesinin olmayışıyla gurur duyardı. Bu mümkün mü demeyin. Çocuk aklıma öyle kazınmış. Çünkü ballandıra ballandıra narkozun onu bayıltmadığını, ameliyatta bütün acıyı duymasına rağmen gıkını çıkarmadığını anlatırdı.

Annem rahmetlide şak diye lafı yapıştırırdı. "Kocasamda övünü övünüvesem. Seninkeee o hesap. Naha tuzsuz. Hiç canlı canlı kesilir de bağırılmamı?" der babamı zıvanadan çıkarırdı. Bir hiddet “cahil garıyla evlenirsen böyle çeker durursun. İlla benim aksime gonuşucek. Bi kere de hı deyivesen ölümüsün. Seni kesdiler sanki, ne biliyon da gonuşuyon!” İçimizden annem sesini çıkarmasa bari demeye kalmadan cevabı patlatırdı. “Sen okumuş adamsın, eli çantalı adamsın ya… Profüsör olmuşun beni beğenmeyon. Eyi ki ilkokul dörde gadar okumuşun. Duyan da gocuman okullara giddin sanır”. Bu atışmanın etkileri saman alevi gibi hemencecik sönerdi. Uzatmazlar, sohbete kalınan yerden devam edilirdi.

Babam bu ani gelen hiddeti ve efe duruşundan dolayı tam şahsına münhasır bir lakaba sahipti. 'Acıpayam’lı Deli Seleddin'. Gençlik yıllarında köyün delikanlılarıyla bol bol güreş tutarlarmış. Babamı gıdıklamayı akıl eden yenebilirmiş, yoksa o küçücük cüssesiyle sırtını yere getiremezlermiş. Hele bi de kuvvetini, cüssesiyle değerlendirip bilek güreşi tutuşma hatasına düşen, iki gün kolunu kullanamazmış.

Ne zamanki iki ablam, iki yıl arayla vefat etmişler, işte o zaman beli bükülmüş. Alnındaki çizgiler derinleşmiş, çocuk sevinciyle bakan gözlerine hüzün çökmüş. Her şey değişse de insanın yürüyüşü değişmezmiş. Onunki de değişmemişti. Öyle kendine has bir yürüyüşü vardı ki, O'nu tanıyanlar bir kilometre uzaktan gelenin Deli Seleddin olduğunu anlarlardı. Ellerini arkasına bağlar, efelene efelene yürürdü. Her zaman bakışlarında "bela geliyor haberiniz olsun, kaçılın önümden!" der gibi bir hava olurdu.

Muhatabı onu ciddiye alsın isterdi. Fiziki çelimsizliğini, kabaran hindi misali heybetli siniriyle kamufle ederdi. Kaç babayiğidi, elinden zor aldıklarını ben bilirim. Adamın gırtlağına çöktü mü, kendi başına kurtulmasına imkan yoktu. Midesi yoktu ya, ondan bu siniri derdi annem. Bakkal dükkanımıza gelen kaç müşteriyi bu ani hiddetiyle kovmuştur, sayısı belli değil. Ekmeği seçerek alanlara tilt olurdu. Kollarından tuttuğu gibi kapının önüne koyardı. Bir yandan da "hadi baken, hadi, hadi, hadi... Yörü git başımı belaya sokma benim. Ekmek bu ekmek, nimet. Neyini seçiyon sen baken. Alah vermiş beğenmeyon mu? Töbe yarabbim töbe. Zorla insanı günaha sokuyon. Kendine bi bak. Bayat ekmeğe dönmüş gitimişin. Deyusun oğlu, bi de ekmek seçiyon. Yörüüüüü..."

Her şeye rağmen çok muhabbet adamdı. Hikayeleri hiç bitmezdi. Askerlik anılarından bir başlar, bu güne kadar kimi dövmüş, kiminle gırtlak gırtlağa gelmiş… Hepsini adeta tiyatro sahnesindeymiş gibi kalkar oturur, eliyle koluyla, kaşıyla gözüyle canlandırarak anlatırdı. Annemle en çok bu yüzden didişirlerdi.

Annem babamın aksine tombul bir kadındı. Adile Naşit'in Denizli şubesi gibi bir şeydi. Yaşadığı bütün acılara rağmen gözlerinin içi gülerdi. Kıkırdadı mı göbeği hoplardı, bizi de güldürürdü. Başında beyaz tülbenti, sırtında yeleği… 24 saat evi için didinen dişi kuşlar gibiydi. Kah bakkalda, kah pamuk ameleliğinde, kah köyde buğday biçmede, kah dantel örmede, kah kilim dokumada… Hiç boş durduğunu bilmem onun. Hep bir şeyler üretirdi.

Bakkalımızın hala açık oluşunun yegane sebebi oydu. Müşterileri güler yüzüyle, neşesiyle karşılar, babamın hiddetinin kırıklıklarını siler süpürürdü. Başında beyaz tülbenti, belinde uzun eteği... Bir de kahverengi büyük bir el çantası vardı. İçi el işi doluydu. Dantel mi ararsın, firkete mi, mekik oyası mı, bebek yeleği mi? Her biri biraz yapılmış yarım işler. O günkü ruh haline göre birini seçer, onu örerdi. Örmek için mekan ve zaman kavramı yoktu. Nerede içine gömülürse orada alırdı eline el işini. Onu ayakta tutan sanırım bunlardı.

Bir de bazen ördüklerini ucuz pahalı demez satardı. Parasıyla çocuklar için lokum, bisküvi, kaba şeker, sakız, balon... Doldururdu o çantaya. Gördüğü çocuğun eline sıkıştırırdı bir iki bir şeyler. O yüzden çocuklar onu çok severlerdi. O, çocukların çantalı anneannesiydi.

Başka türden bir kadındı O. Yaşadığı hayat mı onu böyle yaptı, yoksa iyilik doğuştan gelen bir şey midir bilmem. Yumuşak, güler yüzlü fıtratına rağmen elbette disiplini de elden bırakmazdı. Ev ahalisini de kaşıyla gözüyle idare ederdi. Başımız yerde bile olsa bize ne demek istediğini anlardık.

Evi derleyen toparlayan her evde olduğu gibi bizim evde de oydu. Ama çok güçlü bir yardımcısı vardı. Ninem... Annem belki de üvey ana elinde büyüdüğünden nineme çok ama çok düşkündü. Nineme hiç yüksek sesle karşılık verdiğini, yüksündüğünü bilmem. Onlar bildiğim, gördüğüm en iyi ana evlattılar. Bu birbirine düşkünlüğün elbette sebepleri vardı. Hem de öyle acılı, ısdıraplı sebepler ki...

Ninem, yani anneannem, eski Osmanlı hatunu denilen cinsten; titiz, sözünün eri ve lafını esirgemeyen bir kadındı. Yaşına rağmen dinç ve güçlü bir kadındı. Evimizin bereketi, hepimizin anasıydı O. Hem korkar, hem de çok severdik. Abdestli elleri mis kokar, kınalı saçları o yaşına rağmen kalçalarını döverdi. Beyaz tülbentinin altında ak yüzü ay gibi parlardı. Acılı ninem, kadersiz ninem...

HER PAZARTESİ YENİ YAYIN

ROMAN PROJESİ BECERİKLİ KADIN'IN NOTER ONAYLI ÇALIŞMASIDIR. BÖLÜMLERİN HERHANGİ BİR YERDE İZİNSİZ YAYINLANMASI, KOPYALANMASI, DAĞITILMASI, PAYLAŞILMASI VB DURUMLARDA HUKUKİ SÜREÇ BAŞLATILACAKTIR.

3 yorum

  1. Cok güzel canım.azmine ve sana hayranım..Rabbim her yolda her daim seni muvaffak eylesin tatlım.sonuna kadar Allah izin verdiği sürece her daim destekçinim.Rabbim yolunu açık etsin herşey gönlünce olsun balım

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Meğer Seher'im mişsin canım benim 😍 Seni Seher diye kodlamışım, kimdi bu yahu diye kaç gündür düşünüyorum. Sağol canım arkadaşım. Bir tanesin 🙏💖😘

      Sil
  2. Çok ayıp olacak ama canım benim siz kimsiniz 🤦‍♀️🥰 Çok güzel şeyler yazıyorsunuz, minnettarım. Çoook teşekkür ederim. Kim olduğunuçu bilmeden sevdim sizi 💝💖😘

    YanıtlayınSil

Yorumunuz için teşekkür ederim.