HİDE

Grid

GRID_STYLE
false
TRUE

blog

HIDE_BLOG

Classic Header

{fbt_classic_header}

Header Ad

HABERLER

latest

BEN KÜÇÜK BİR KADINIM 2. BÖLÜM (1)

Bizim evin muhtarı ninemdi. Zamanında köyün en güzel kızı oymuş. Buğday tenli, gür saçlı, kaşı gözü, ağzı burnu yerinde, boylu poslu b...



Bizim evin muhtarı ninemdi. Zamanında köyün en güzel kızı oymuş. Buğday tenli, gür saçlı, kaşı gözü, ağzı burnu yerinde, boylu poslu bir genç kızmış. Kör Omar’in gızı Hatca dendi mi Dodurga'da akan sular dururmuş.

Kör Omar, Çanakkale harbinde savaşan yiğitlerden biriymiş. Üst baş perişan, aç, susuz... Tüm yiğitlerimiz gibi. Karşıda düşman karnı tok, sırtı pekken, bizim mehmetciklerimiz 2 lokma kayınla ve Allah'ın yardımıyla, sırt sırta vererek, bir an sonrasını düşünmeyerek koşuyorlarmış ölüme. Çok çetin zamanlarmış, çok...

Savaş tüm hızıyla sürerken Kör Omar çiçek hastalığına yakalanmış. Savaş koşulları işte, bilirsiniz. Per perişan olmuş. Bakımsız kalmış. Yokluk, yoksulluk… Ateşler içinde kıvranmış günlerce. Savaş tabibleri imkansızlıklar içinde tedavi etmeye çalışmışlar. İlaç yok, temiz su yok, aş yok. Zaten kolu, bacağı kopan gaziler, inim inim inleyen vatan yiğitlerinin arasında kendi derdini unutmuş.

Derken bu illet gözlerine vurmuş. Baktığını göremez olmuş. Sersebil, perişan halde köyüne döndüğünde artık gözleri eskisi gibi görmüyormuş. Ve sonra yıllar içinde de yavaş yavaş kapanmış gitmiş.

Savaşla ilgili anılarını uzun yaz gecelerinde karısı Ümmü Gülsüm'le, kızları Fatma Ana, Hatice ve Hayriye'ye anlatırmış. Şehit düşen arkadaşlarını, tepelerine yıldırım gibi düşen bombaları, süngülenenleri, et, kan, kol, bacak yığınlarını… Ama en çok akan kandan bahsedermiş. "Her yer o gadar kana boyandıydı ki, küccük tosun olsa alıı giderdi denize gadar", derken o günlerin vahşeti aklına gelir duygulanır ağlarmış.

Hiç oğlu olmamış Kör Omar’ın. O yüzden kızlarına çok düşkünmüş. Karısı Ümmü Gülsüm’le ikisi onları yörüklükten gelme alışkanlıklarıyla yazları yaylalarda, kışları Dodurga’daki kerpiç evlerinde, koyun kuzu peşinde mutlu mesut büyütmüşler. Dodurga’nın dağlık tepelik yerleşkesi onlara şenlik olmuş. Kırlarda sebzelerini yetiştirmişler. Koyun, keçileri için, fiğ yulaf yetiştirmeyi de ihmal etmemişler. 

Kızların hepsi birbirinden becerikliymiş. Genç bedenleriyle kah ovada, kah kırda, kah ahırda… Anneleri Gülsüm’le bir olur el birliğiyle işlere koşarlar, of bile demezlermiş. Akşam karanlığı çökünce kerpiç evlerinin küçük odalarında bulgur aşı, kuru soğan… Ne buldularsa minnetle ve şükranla yemeklerini yerler, dualarını ederlermiş. Ocaklığın içinde kütür kütür yanan odunların sıcaklığında, babalarının anlattığı hikayeleri dinlerlermiş. Gam tasa nedir bilmezlermiş.

Üç kızın içinde en şamatacı olan Hayriye imiş. Yatma vakti geldiğinde ablalarına şakalar yapar, öbür ikisini kıkırdata kıkırdata güldürürmüş. Esmer tenli, ince belli, keman kaşlı Hayriye… Ablaları kadar güzel olmasa da ruhunun güzelliği, kalbinin saflığıyla her yerde kendini sevdirirmiş. Fatma Ana ise kızların en büyüğüymüş. Ela gözlü, beyaz tenli Fatmaana ablalığın verdiği olgunlukla hep idare eden olurmuş. Zaman içinde her biri büyüyüp serpilmiş. İlk evlenip, ev dün sahibi olan Fatma Ana olmuş.

Arkasından büyüyüp gelişen Hatice'nin ise Danalar sülalesinden olan Ülfet'e meyli varmış. Ülfet’te zaten kendini bildi bileli Hatice'ye vurgunmuş. O zamanlar köyün en yakışıklı delikanlılarından biriymiş. Oldukça uzun boylu, esmer, kara kaşlı, kara gözlü, hırçın bakışlı, kartal burunlu ve de deli göz bir cengavermiş. Nihayet Hatice'nin evlenecek yaşa geldiğine kanaat getirince, hele ki O’na görücüler gelip gitmeye başladığını duyunca; hemen ailesine açılıp istetmiş sevdiğini...

HER PAZARTESİ YENİ YAYIN

ROMAN PROJESİ BECERİKLİ KADIN'IN -HATİCE ÖZTÜRK- NOTER ONAYLI ÇALIŞMASIDIR. BÖLÜMLERİN HERHANGİ BİR YERDE İZİNSİZ YAYINLANMASI, KOPYALANMASI, DAĞITILMASI, PAYLAŞILMASI VB DURUMLARDA HUKUKİ SÜREÇ BAŞLATILACAKTIR.

6 yorum

  1. Yanıtlar
    1. Teşekkür ederim canım. Kimsin bilmiyorum ama desteğin için minnettarım 💖

      Sil
  2. hayirli olsun canim cok guzel olmus kendimi gencken radyoda arkafi yarin dinliyorum hissettim cok severdim senin yazinin konusu gibi oyunlar vardi eski gunlerime nostalji oldu bana eline saglik çok guzel yeteneklerine hayranim MasaAllah BarekAllah

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Çok teşekkür ederim, kimsiniz bilemedim ama belli ki tanıyoruz birbirimizi. Ben de yazarken o günlere gidip geliyorum. Bana da iyi geldi bu yazılar. Desteklediğiniz için çok teşekkür ederim 🙏

      Sil
  3. canım yüregıne sağlık sanırım artık senın romanlarını okuyacagım ...harıkasın

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Ağzın bal yesin Zeliş'im. İnşallah bununla başlar ve devamı gelir canım. Öyle büyük bir hayal ki benim için. Gerçekleştiğini düşünmek bile nabzımı hızlandırıyor 🥰

      Sil

Yorumunuz için teşekkür ederim.