HİDE

Grid

GRID_STYLE
false
TRUE

blog

HIDE_BLOG

Classic Header

{fbt_classic_header}

Header Ad

HABERLER

latest

BEN KÜÇÜK BİR KADINIM 7. BÖLÜM 4

Zeynep'in içine korku düşmüş. Selehattin'in bakışları hiç hayırlı görünmüyormuş. Bir hışımla eline biraz önce gübre kürüdüğü kür...



Zeynep'in içine korku düşmüş. Selehattin'in bakışları hiç hayırlı görünmüyormuş. Bir hışımla eline biraz önce gübre kürüdüğü küreği almış. Önünde kaldırıp, yüreği küt küt atarak:

-Len açsene şu kapıyı, valla kafanı yararın şindi.

Selehattin kaşla göz arasında atılıp küreği yakalamış. Ardından eğilip:

-Gız, bööle etme bak. Sonra fena olcek. Biliyon işte benim sende gönlüm vaa. İlle de seni alcen. Hem korkma, benden sene zarar gelmez. Seni çok seviyom Zeenep. Bicik yanağından öpüveren, söz veriyon açcen kapıyı, çekilcen önünden.

Zeynep'in kalbi artık kulaklarında uğulduyormuş. Selehattin'in gücünü kuvvetini geldi geleli defalarca gözüyle gördüğünden elinden kurtulmanın imkansız olacağının farkındaymış.Tek hamlede küreği elinden alıp atışı bile korkması için yeterli nedenmiş. Öyle çaresiz ve kötü hissediyormuş ki... Yine de inat edecek gücü bulmuş kendinde:

-Öpdürmecen. Hem aabemsin hem de bene neler deyon. Pis gıcık. Çekil önümden!

Selahattin bu diklenmeyle daha da aşka gelmiş:

-Cavırın gızı, bicik deyom yaaa.. Hem ne aabeesi? Ben senin nerden aabeen oluyom? Anamız ayrı, bubamız ayrı. Bak, güzellikle deyom eğer karşı koyarsan hiç gözünün yaşına bakmam. Sonra demedi deme!

Zeynep'in kollarına kenetlenen elleri, onu çivi gibi yerine mıhlamış. Zeynep başını çevirip uzak tutmaya çalışırken:

-Eğer ben de Zeenepsem avazım çıktığı kadar çığırırın, mahalleyi başına toplarım. O zaman gari seni Süleman bubamın elinden kimselee alımaz. Bırak beni. Bırakmazsan bağırcen bak!

Selahattin'in bırakmaya niyeti yokmuş. Bir yandan sanki oyalanıyor gibi bir hali varmış. Hiç acelesi yok gibi rahatmış. Zeynep'in haline bir yandan üzülüyor, bir yandan da başka çaresi olmadığını düşünüyormuş:

-Zeenep, biliyom daha güccüksün. Ben de böyük değilin. Emme bak nişanladılaa beni. Eğer sen gelmeyeydin  Esme'yle evlenceedim. Emme sen gelince, seni gördükten keeri gözüm ne Esme'yi ne de başkasını görmez oldu. Ben ne eden şindi? Hı? Gıvrak gız, de baken ben ne eden? Ne ettiysem aklımdan çıkmeyosun. Çok düşündüm ben. Şindilik nişanlanırız sen böyüyünce de evleniriz. Yetee ki sen he de. Bak ben sene ne güzel şeyler alıcen, gezdiricen, yedirip içiricen. Boncuklaa, bilezikle alıp dakıcen. Hem bene varmecen de kime varcen gı? Bi damın altında yatıp kalkıyoz, kimselee almaz seni gari. Boşuna inat etme.

Zeynep'in kafası karışmış. Boncuklar, gezme, tozma... Zaten evlilikte ne varmış ki. Aynı odada yatıyorlarken yine aynı odada yatacaklarmış. Arada sırada öpmesi gerektiğini biliyormuş. Onu seve seve yapabilirmiş. Zaten kardeşlerini, anasını öpmüyormuymuş. Ne kadar zor olabilirmiş ki? Yine de şimdi öptürmemekte kararlıymış:

-Sene ne kime varıısam varırın. Sene varmeecem kesin. Bi kere sen nişanlısın. Hem Esme abamla, hem benle mi evlencen. Sen aklını mı oynattın. Yörü git başımdan. Hem ben evlenmedikten keeri kimseye kendimi öptürmen. Bunu da o odun kafana goy. Kollarımı acıtıyon bırak gari beni!

O sırada avlu kapısının açıldığını duymuşlar. Selahattin alarm zili çalmış gibi Zeynep'in yanaklarını öpmeye başlamış. Bir anda neye uğradığını şaşıran Zeynep:

-Geliveen gomşuulaaaaa! Gurtarın beniiiiii! Bıraaaakkk! Pis cavur seni! Bırak deyooom, bıraaaaakkk!

Kapı bir anda açılmış. Gelen Hatice'ymiş. Elindeki taşı fırlatmış Selehattin'e. Sırtına gelen taşla Zeynep'i bırakan Selahattin fırtına gibi fırlamış kapıdan. Hatice deli gibi koşmuş onun bıraktığı kızının yanına. Bir yandan da Selehattin'in arkasından bağırıyormuş:

-Tüüü senin sıfatına. Naha gara canından yanasıca. Ne ediyodun sen gızıma baken? Seni deyus seni...

Zeynep tir tir titriyormuş. Anasına sıkı sıkı sarılmış. Hatice dönmüş kızına:

-Anam eyisin deeemi? Canını acıttı mı o dilki guyruk?

Zeynep utanmış. Neden utandığını anlamadan hemde... Ama anlatmasının doğru olacağını düşünmüş:

-Ana, öptü beni. Öptü, gollaamı sıktırdı. Gaçamadım elinden. Valla benim bi suçum yok. Etme deye yalvardım. Emme durduramadım.

Hatice deli gibi Zeynep'i evirip çevirip, üstünü başını yoklamış:

-Gızım bi şey etti mi sene o cavur? Korkma anam, de baken. Çekinmeden anladı anladıvee...

-Anladıyon ya ana. Öptü beni. Sıkıştırdı. Kapıyı da kapadı. Küreklen vuren dedim, vuramadan aldı elimden. İlla beni alcekmiş. Ööle dedi. Boncuk alcen, gezdircen seni de dedi. Ben seni seviyon dedi.

Sonra başını kaldırıp heyecanla:

-Emme ben evlenmeden öpdürmen deye direndim. Sen gelmeden eveli de öptü yüzümden. Çocuğum oluu mu ana? Tüh gari. Ben ne etcen şindi?

Hatice kızına bir şey olmadan yetiştiğini anlamış. Biraz olsun içi rahatlamış:

-Gel dut kolumdan, eve çıkalım. Bi su iç. Kendine gel. Çok korkmuşun, hastalık buluveriisin Allah gorusun. Hem çocuk dediğin o gadar goley olmaz. Korkma gızım. Hadi baken, topla kendini. Ben buben gelince onunla gonuşucen. Bi yol bulucez inşallah.

....

Hacı Süleyman Ayhan'ın tek nefes "anam acele eve gelsin dedi buba" deyişiyle merak ve endişe içinde eve gitmiş. Hatice hayatta karşılamış onu. Merakla:

-Hayırdır garı, kötü bişey yok inşallah?

Eli yüzü karışık bir ifadeyle cevaplamış Hatice:

-Gee adam gee... Eyi mi kötü mü gonuşup ona göre karar verelim. Böyün bi iş geldi başımıza. Geee, şu odeye oturalım gonaşılam.

Hacı Süleyman eşini takip etmiş. Zeynep'in başı önünde divanda oturduğunu görmüş. Yüzü al al, çekingen, korkulu gözlerini kendisinden kaçırdığını farketmiş. Merakı iyice artmış:

-Gıvrak gız, neyi o? Bi şey mi oldu? Neyi bu halin?

Zeynep annesine bakmış. Başını yine önüne eğmiş. Hatice sabırsızca:

-Ole gel deyon, bırak şindi Zeeneb'i. Hadi, çocuklaa geemeden bi gonuşmamız lazım.

Kapanan kapının ardından öylece kalakalmış Zeynep. Acaba onun için neler diyecekler? Ayıplayacaklar mı? Süleyman babası kızacak mı ona? Artık eskisi gibi sevmeyecek mi? "Offff Seleddin. Ne vaa dı beni öpcek. Bi sürü iş açdın başıma".

...

Hatice söze nasıl başlayacağını bilememiş. Biraz kıvranmış ama bakmış olacak gibi değil, olanı olduğu gibi anlatmış:

-Ben yetişmeyeydim sonu eyi olmeecekmiş adam. Ne etcez şindi. Bi damın altında, aynı odada galıyoolaa. Seleddin böyün dursa yarın durmeecek belli. Ovaya hastayın deye gitmemesi de bu yüzdenmiş baksene. Meğer eveli gurmuş bunu. Fırsatını golleyomuş baksene. Zeenep de bek güccük. Hem Esme vaa... Tüh gari çok çikin oldu bu iş. Ne etsek bilemedim.

Hacı Süleyman gözlerinden alevler saçarak:

-Hıra alı, bak sen şu deyusa! Her yeri batırdı çıkardı. Gızı da korkutmuş belli ki.. Ben ona etceemi bilirin!

Bir hışım koşmuş kapıya, hayata çıkmış:

-Ayhaaannn! Rafiyeeeee! Nadireeee! Bureye bakın biriniz!

Rafiye koşarak avluya girmiş:

-Buyur bubaaa!

-Abeene sööle, hemen Seleddini bulup eve getiisin. Bubam bekleyo desin. Oyalanmadan gelsinlee. Eğer gelmezse yakaladığım yerde eşşek sudan gelene gadar dövcekmiş seni desin. Goş baken, oyalanma hadi!

Rafiye şaşkın şaşkın çıkmış kapıdan, Ayhan'a heyecanla babasının söyledikleri evden duyuluyormuş. Hacı Süleyman gerisin geri dönmüş odaya:

-Çağırttım o deyusu. Bi gelsin ben onun gulaklarını yülemezsem bene de Hacı Süleeman demesinlee! Ne demek evdeki gızı sıkıştırmak. Utancımdan çocuğun yüzüne bakamadım eğer. Naha deyus.

O gün Selehattin babasının dayağından nasibini almış. Almış almasına ama Zeynep'e gönlü olduğunu, illa onunla evlenmek istediğini de ıkına sıkına söylemiş babasına. Mecbur Esme'yle nişanın bozulması gerekiyormuş. Bunu da usûlünce, kırmadan, dökmeden nasıl yapacaklarının hesabını yapmaya başlamışlar. Nihayet en doğrusunun, yine doğruyu söylemek olduğuna karar vermişler. 'Aynı çatı altında genç kızları Zeynep'le Selehattin'in adı çıkacak, Selehattin Esme'yle evlense de Zeynep'in üzerinde leke kalacak, talipleri zamanında bi delikanlıyla bir odada kaldıydı diye ondan vazgeçecek..' Gibi geleneğe, göreneğe uygun bahanelerle nişanı atmışlar. Esme'nin ailesi bu nedenleri anlayışla karşılamışlar. Ve bu sayede kırgınlık, küskünlük olmamış.

Nişan atıldıktan kısa süre sonra Zeynep'le Selehattin'in nişanı yapılmış. Aile ve eş dost arasında 13 yaşındaki Zeynep 17 yaşındaki Selehattin'le nişanlanmış. Nişanda kaba şeker, lokum dağıtılmış. Herkes neşe içinde en doğrusunun bu olduğunu söylüyormuş. Zeynep ise şaşkınmış. Tek düşündüğü biraz daha lokum yemekmiş. İki ince yüzükle nişanları resmileşmiş. Hastalığı günden güne artan Zahide bile o gün ağzını sarıp nişana gelmiş. Her zamankinden daha iyi görünüyormuş. Nadire ve Rafiye Zeynep'in sağında solunda kıkır kıkır gülüyorlarmış. Selehattin yeni terleyen bıyıklarını sıvazlayıp, Zeynep'e bakıp sırıtıyormuş.

Zeynep daha öpüşünce çocuğu olacağını sanan küçük bir çocukmuş. Neşeli kalabalık içinde evcilik oynadığını düşünecek kadar safmış daha. Bir yanağında lokum, diğerinde kaba şeker... Parmağında altın yüzük...

HER PAZARTESİ YENİ YAYIN



ROMAN PROJESİ BECERİKLİ KADIN'IN -HATİCE ÖZTÜRK- NOTER ONAYLI ÇALIŞMASIDIR. BÖLÜMLERİN HERHANGİ BİR YERDE İZİNSİZ YAYINLANMASI, KOPYALANMASI, DAĞITILMASI, PAYLAŞILMASI VB DURUMLARDA HUKUKİ SÜREÇ BAŞLATILACAKTIR








1 yorum

Yorumunuz için teşekkür ederim.