HİDE

Grid

GRID_STYLE
false
TRUE

blog

HIDE_BLOG

Classic Header

{fbt_classic_header}

Header Ad

HABERLER

latest

BEN KÜÇÜK BİR KADINIM 3. BÖLÜM (3)

Günün hayı huyuyla ikindi vakti gelmiş çatmış. Ben bu gün gelin oldum dememiş, bir yamalık sarmış beline. Ocaklığa bir kazan küllü su ...




Günün hayı huyuyla ikindi vakti gelmiş çatmış. Ben bu gün gelin oldum dememiş, bir yamalık sarmış beline. Ocaklığa bir kazan küllü su vurmuş. Çocuklar meraklı gözlerle izliyorlarmış. Çekindiklerinden bir şey soramıyorlarmış. Derken Nadire dayanamayıp fısıldar gibi:

-Anaaa, o gazanı neye vurdun?

-Sizi yıkeecem de ondan gızım.

Bunu duyan çocuklar utanmışlar ama bir yandan da kıkırdamaya başlamışlar. Hoşlarına gitmiş yine bir anne elinde banyo yapma fikri… Sevinmişler içten içe…

Hatice ufaklıkları sırayla sokmuş leğene. Evirip çevirip yıkamış. Oturtmuş önüne tek tek kemik tarakla bir güzel bitlerini sıyırmış. Kızların saçlarını örüp çaputlarla bağlamış. Sonra da girişmiş evin temizliğine. Kazımış, silmiş, süpürmüş, derlemiş, toplamış… Evde ne kadar pılı pırtı varsa dökmüş yıkamış.,. Belki yeni düzene hemen alışmak-alıştırmak için, belki de içindeki çığlıkları duymamak için… Kim bilir?

Yeni kızları Rafiye’yle Nadire küçücük olmalarına rağmen analarına yardım etmek istemişler. Ellerine birer bez verip:

-Haden bakem, sizde şurları siliverin. Temiz olsun evimiz. Yarın eller gelirde evi pis görüülerse laf söz ederler. Bak bak, anaları bu gızlara hiç bişey öğretmemiş derler. Gınarlar bizi. O yüzden bundan sonra evimizi tertipli düzenli dutalım…

“Anam” kelimesini de eklemek istemiş. Ama becerememiş. Aklına Zeyneb’iyle Halil İbrahim’i gelmiş. Sonra kendi kendine kızmış.

"Utanmeyon mu Hatca? El gadar çocukla sene ana dedile de sen anam demeyi çok mu görüyon şu sabilere? İlk demesi zor oluu emme bak, onlaa korkmadan dedile. Sen de deyivesen şu gariplee sevinselee ya…"

Toparlamış kendini. Sıradan bir şey söyler gibi:

-Anam, bak ööle silesen çıkmaz kirler. Şööle şööle edicen…

diyerek yüreği küt küt atsada belli etmeden, o kutsal sözcüğü söyleyivermiş. Çocuklar bu sözü duyunca sevinçleri gözlerinin içine düşmüş. Yanakları al al, utangaç ama hevesli hevesli bakmışlar analarının yüzüne. Sonra Nadire Rafiye’ye dürterek fısıldamış:

-Gı duydun mu? Anam dedi deemi?

Rafiye kıkırdayarak:

-Dedi ya gıı… Bizimde anamız vaa gari. Ne güzee demi?

Hatice fısıltıları duysa da duymamış gibi yapıp elindeki işe devam etsede, içten içe çocukların bu sevinci ona da bulaşmış. Akşam karanlığı çöküp gaz lambasını yaktıktan sonra, konu komşunun düğün evine getirdikleri yemeklerden kalanları ısıtıp kurmuşlar sofrayı. Biri sofra örtüsünü taşımış, diğeri siniyi getirmiş. Diz kırıp oturmuşlar sininin başına. Ortaya koydukları çanaklarda ne varsa, yufka ekmeğine batırıp batırıp yemişler. Çekingenlik herkeste hâlâ devam etse de, sıradan sorularla sohbetler de etmişler.
Herkes halinden memnun görünüyormuş. Hele Hacı Süleyman… Yeni eşinin bu kadar maharetli ve düşünceli oluşu...

Bir yandan yemeğini yerken, bir yandan başı önünde yemeğini yiyen karısını izlemiş. Kendi kendine düşüncelere dalmış:

"Korkuyomu ki benden? Gızıyo mu acaba... Hiç başını kaldırıp bene bakmadı. Daha göz göze bile gelemedik. Emme utandı. Belli... Yanakları al al olmuş. Onunki de kader değil ya... Yazık ne etsin. Sesini çıkaramadan geldi girdi çatımın altına. Bene de aht olsun, onun gönlünü gırmecem. Gücümün yettiği gadar yaralarını sarıcem. Pişman etmecem onu. Aht olsun kimselere ezdirmecem. Bundan kerii başı dik durcek Allah'ın izniyle"

Onun bu düşüncelerinden habersiz Hatice ise başka düşünceler içinde kıvranıyormuş:

"Şindi ben Hacı Süleyman emmiye nasıl goca decen. Nasıl bi yatağa giricen. Eyi deyolar emme eyileri gördüm. Karnım eyilere doydu gari... Kimbilir bunun ne çeşit dertlerini görücen. Bene dokunucek mi? Nasıl dayanıcen? Ya kendimi dudumeyiverisem ne olucek. Allah'ım yardım et bene... Gözümü yumen, dayanen... Güç ver bene Irabbim"

Çocuklar diz çöküp oturdukları sofrada, ana babalarının gömüldükleri düşüncelerden habersiz usul usul yemeklerini yemişler. Yeni analarının yemek yiyişini kaçamak bakışlarla izlemişler. Onu sevdiklerini farketmişler. Bu farkediş hepsini sevindirmiş.

Yıkanıp paklanan Üsen bile bütün gece, rahatlamış bedeniyle ana ana diye Hatice'nin etrafında pır dönmüş. Gece uzunmuş. Hacı Süleyman Hatice'ye:

-Böyün çok yoruldun. Her yeri de adam etmişin maşşallah. İşlerini bitirdiysen yat gari accık dinlen.

Hatice'nin aklına bir cinlik gelmiş. Utana sıkıla:

-Bişey deyicektim emme... Böyün çocukları yıkarken göödüm. Kafalarını bit sarmış. Accık tarakla sıyırdım emme tabi illa bitlemek lazım. Benim saçlarım çok uzun. Bi buleşirse ilel ebed temizleyemen. Eğer iznin oluusa -susmuş, yutkunmuş... Biraz durakladıktan sonra- çocuklaa uyurken başlarını bitlesem...

Hacı Süleyman şefkatle bakmış eşine. İçi sızlamış. Anlamış korkusunu, ürkekliğini...

-Olu tabi... Ne güzel düşünmüşün. Kaşına kaşına yara ettilee kafalarını. Hatta bene de öğret nasıl öldürdüğünü ben de yapen. Rahmetli anam pek güzel bit öldürüüdü. Güccükken yatardım dizine, cavırın bitlerini çatır çutur çıtlatırdı. Bitim olmasa da yatardım ana başıma bakıve bi deye...

Hatice bu cevabı duyunca pek sevinmiş. Sadece bu geceyi atlatacak olmasına değil, Hacı Süleyman'ın anlayışlı oluşuna, ona karşı hassasiyet göstermesine... Nihayet başını korkmadan omuzuna yaslayabileceği bir eşi olabilme umudu heyecanlandırmış onu. Yanakları al al:

-Ben de bitlemeyi çok severin. Sen istedikten sonra öğretirin tabi. Bit öldürmede bi şey yok ki. Şööle baş barmaklarının dırnaklarının arasına alıp birbirine tokuşturuvedin mi çıtlee çıtleeveriiler. O zaman ben yatakları seren. Çocukla yatsınlaa. Onlaa uyurken temizleyelim başlarını. Accık rahat etsinlee yazık.

Bütün işlerini hallettikten sonra sabaha kadar gaz lambasının ışığında çocukları tek tek yatırmış dizlerine, bitlerini ayıklamış. Hacı Süleyman'da denemiş ama ne ettiyse karısı gibi becerememiş. Üstelik çocukların başlarını acıtıp uyandırmış onları. Sonra pes etmiş. Sonrasında gün açana kadar eşini gurur ve hayranlıkla izlemiş.

Büyük oğlanlar gece analıklarıyla babalarının bu hallerini sessizce ve çaktırmadan izlemişler. Ve analarının gidici değil kalıcı olduğunu anlamışlar. Sevinmişler.

Hatice ertesi günü kah yemek yapmakla, kah gelin görmeye gelenleri ağırlamakla, kah ortalık derleyip toparlamakla geçirmiş. Yatsı namazını kılıp yatma vakti geldiğinde yüreği güp güp ede ede sermiş yatakları. Yan evde Muhittin'le karısı Kezban yatıyormuş. Yerde sıra sıra çocuklar...

İlk defa karı koca yalnız kalmışlar. Hacı Süleyman Hatice'nin dastarını açmış. Onu ürkütmeden, kalçalarına inen gür saçlarının örgülerini sökmüş. Usulca yatırmış kolunun üzerine. Sabaha kadar o gür saçları okşamış.

Ama karı koca olmamışlar. Karısı Rabia öldüğünde üzüntü ve stresle girdiği bunalımda kaybettiği erkekliği yüzünden, tüm münasebetleri bu kadar olabilmiş. Çoğu geceler karısının saçlarını okşayıp, katlaya katlaya başının altına yastık yapar öyle uykuya dalarmış. O dakikalarda bütün şefkatiyle sarılırmış Hatice'ye.

Ama gündüzleri aslan kesilirmiş. Eeeee… Köylünün saydığı sevdiği Hacı Süleyman Efendi o. Yeni karısına boyun eğdi yumuşadı dedirtir mi? Ev halkına sinirlendi mi çocuk büyük demeden dövmek için peşlerine düşermiş. Nenem dahil hep birlikte tahtalığın bi merdiveninden aşağıya kaçar, öbür merdiveninden yukarı çıkarlarmış çığlık çığlığa. Bir kaç tur atınca yaşlı adam yorulur "tamamın garii, yoruldum, gaçmeyin.. örkem (öfke) geçti" dermiş. Ama nam-ı da yaparmış haliyle.

Keyfi yerinde olduğu zamanlarda evin önüne gındırgeç (tahtarevelli) kurar ovadan gelen karısının, çocuklarının, gelinlerinin oynamasını izler; zevklenirmiş. Gacur gucur ötermiş gındırgeç. Mahalleyi inletirmiş. Mahallenin çoluk çocuğu, gençleri de katılırlarmış bu eğlenceye. Ovanın yorgunluğunu şen kahkahalarla göklere savururlarmış.

Yine de Hatice çok burukmuş. 8 çocuğa analık ediyormuş etmesine ama zorla koparıldığı yavrularının hasreti… Onların yüzünü görmeden geçen tam 12 yıl. Dile kolay... Her aldığı nefeste bir yanı eksik. Her yediği lokmada boğazında düğüm. Her gülüşünde pişmanlık...


HER PAZARTESİ YENİ BÖLÜM

ROMAN PROJESİ BECERİKLİ KADIN'IN -HATİCE ÖZTÜRK- NOTER ONAYLI ÇALIŞMASIDIR. BÖLÜMLERİN HERHANGİ BİR YERDE İZİNSİZ YAYINLANMASI, KOPYALANMASI, DAĞITILMASI, PAYLAŞILMASI VB DURUMLARDA HUKUKİ SÜREÇ BAŞLATILACAKTIR.

10 yorum

  1. Yazilarinizi. Cok begendim. Romaniniz cok guzel devam edecekmi. Yazilarinizi takip edicem artik.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Beğenmeniz beni çok mutlu etti. Çok teşekkür ederim. Evet, inşallah romanım bitene dek devam edecek.

      Sil
  2. Merhaba kitabınız gerçekten çok güzel ve sürükleyici hiç bitsin istemedim ellerinize ve kaleminize sağlık inşallah devamı gelir teşekküler becerikli kadın

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Nasıl güzel bir yorum hem de kitap sevgisi adıyla... İnanın çok mutlu oldum canım. Çok teşekkür ederim

      Sil
  3. Çok güzeldi devamı ne zaman

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Çok teşekkür ederim canım. Her pazartesi yeni bölüm eklemeyi düşünüyorum ama işlerim biraz hafiflerse haftada iki güne çıkarabilirim. Yeter ki sevilsin, okunsun...

      Sil
  4. Romanınız gerçekten çok güzel merakla devamını bekliyorum

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Çok teşekkür ederim. Her hafta pazartesi günü burada buluşalım o zaman. Çok mutlu oldum.

      Sil
  5. Harikasınız çok beğendim

    YanıtlayınSil

Yorumunuz için teşekkür ederim.