HİDE

Grid

GRID_STYLE
false
TRUE

blog

HIDE_BLOG

Classic Header

{fbt_classic_header}

Header Ad

HABERLER

latest

BEN KÜÇÜK BİR KADINIM 7. BÖLÜM 2

Mahkeme gününü beklemek hiç kolay olmamış. Bu olaydan tüm ev halkı etkilenmiş. Herkeste bir huzursuzluk hakimmiş. Yine de gündelik...




Mahkeme gününü beklemek hiç kolay olmamış. Bu olaydan tüm ev halkı etkilenmiş. Herkeste bir huzursuzluk hakimmiş. Yine de gündelik işlerine devam etmişler.

Hatice, Hacı Süleyman ve Zeynep'in konuşma yaptıkları günün üzerinden iki gün geçmiş. Sabahın yeme içme teranesinden sonra, kuşluk vaktine doğru avlu kapısının açıldığı duyulmuş. Zahide elini tuttuğu 3 yaşındaki kızı Rabia'yla birlikte aksaya aksaya merdivenleri çıkmaya başlamış. Rabia ağlıyormuş. Sesi duyan Rafiye:

-Ayoo, Rabiye'mi o ağlıyan. Abam geliyo heralde. Allah Allah, bubamdan korkusuna haber etmeden gelmezdi ya. Bişey mi oldu ki?

Deyip tahtalığa seğirtmiş. Hatice'de merakla elindeki süpürgeyi bırakıp arkasından yürümüş. Merdivenleri güç bela çıkan Zahide'yle göz göze gelmişler. Hacı Süleyman'ın çileli kızı, babasını küstüren kızı, eli sopalı hovarda Rıza'ya sevdalanan kızı... Hali perişan, darmadağın...

Hemen kollarına girip içeriye taşımışlar. Rabia'yı oyalasınlar diye Hüseyin ve Zeynep'le bahçeye göndermişler. Hatice:

-Gı bu halin ne senin? Eli gırılasıcanın Irza'sı mı dövdü seni? Şureye bak. Töbeler olsun işe yarar yerini bırakmamış. Tüh gari... Buben evde değil, yat Zayıda, yat hureye. Yat uzan bakam. Accık kendine gel. Bi yandan da deyive bakam bi, neyine gızdı da vurdu sene?

Zahide göz yaşları içinde anlatmaya başlamış:

-Neye gızıcek? Sabah ıscecik çorba gaynattım. Accık bazlama da yaptım. Kak yeyelim deye kaldııdım bunu. Oturduk yecez, Rabiye uyandı. Çişi gelmiş çocuğun. Aldım onu helaya çiş tuttum. Geldim gucağımda Rabiye'yle sofreye otuudum. Çocuk uyku sersemi accık mızmızlandı. Onu oyaliyen derken şak deye bi tokat endirdi yüzüme. Neye uğradığımı şaşııdım. Sonra...

Devam etmesine fırsat vermeyen bir öksürük nöbetiyle sarsılmaya başlamış. Rafiye koşup su getirmiş ablasına. Hatice sırtına vurmuş. Yavaş yavaş sakinlemiş öksürüğü. Hatice endişeyle:

-Zayıda, bu öksürük eyi değil. Epeydir vaa sende. Bi doktora gitmen lazım. Ciğerlerin sökülüp geliyo. Allah etmesin kötü bi şey oluu. Tedbir almek lazım. Eeee.... Neymiş zoruda vurmuş sene?

Zahide yorgun, bitkin anlatmaya kaldığı yerden devam etmiş. 

-Yemek yerken sesten ırahatsız oluyoomuş, ben bilmeyomuymuşun?  Çocuğu ne demeye sofreye getiimişin? Sabah sabah neymiş bizden çektiği? Bi yandan dekmeleye dekmeleyiveedi. Rabiye filan fırladı gitti gucağımdan. Bi yandan yumruk yumruğa... Böğürlerim, sırtım eğer gırıldı ellem ya... Çok acııyo.

Sonra endişeyle çevresine bakınmış:

-Bubam yok deemi evde. Şindi bööle görüüse o da gızıcek bene. Ben onun ahını aldım. Sözünü çiğnedim gittim bu deyusa gaçdım. Buba ahı yerde galmaz deye boşuna dememişlee. Galmadı işde. Şindi yüzüne bakmeye yüzüm yok. Zeeneb'in bahanesiyle gelip gidiyon emme, halâ elini vermeyo, bene bakmeyo... Ne dese...

Yine bir öksürük nöbeti gelmiş çatmış. Kan çanağına dönmüş, çukura kaçmış, dayaktan morarmış gözleri öksürürken yerinden çıkacak gibi oluyormuş. Cılız bedeni acı içinde sarsılıyormuş. Bir zaman sonra öksürüğü geçtiğinde, ağzını kapattığı koluna bulaşan kanı görmüşler. Rafiye bu öksürüğü de, kanı da iyi biliyormuş. Annesini veremden kaybetmeden önce öyle çok şahit olmuş ki bu sahneye. Bir anda beti benzi çekilmiş:

-Abaa... Goluna gan buleşmiş. Ne zamandıı gan geliyo ağzından? 

-Aman abam be... O gada dekmeyi böğrüme yedikten keri ganamamı. İçim dışımdan daha yaralı. Kim bilii gene nerlerim patladı?  Korkma sen. İki bal gaşıkların yaralarımı mühürleyiverii...

Hatice'de korkmuş bu halden:

-Zayıda, Allah etmesin bak eyi değil bu. Bi doktura görünmen lazım senin. 

-Anaa, kim götürcek beni doktura? Irza köpeğimi? Ölsem acaba ölübaa şuna bi gaşık su veren dermi? Boşverin siz beni. Kaç yoo başıma geldi benim. Bi şey olmeyo. Zaten ölsem üzülmecende. Gurtulurun işte. Yalınız Rabiye'm vaa. O ne olcek? Ona gıyımeyon.

-Sus gı, deliime. Du bakam. Ööle şeylee getiime aklına. Buben için de üzme kendini gari. Olan olmuş bi kere. Hacı Süleman ööle zalim adam değildii. Hu halini görse dayanamaz affedee seni. Bi çağıralım gelsin. Irza'nın sene eziyet ettiğini duyuyoduk hep emme görmek başka bi şee. İnsan olan insana şunu yapaamı ya? Davunun doğurduğu. 

Ardından Rafiye'ye dönüp:

-Gızım, Ayhan Cinallaa'n oreye gittiydi. Goş ona sööle, gidip bubeni gahveden alıp getiisin. Geliiken de ablenin burda olduğunu, halinin perişan olduğunu anlatsın. Gelene gadar accık düşünüü taşınıı, öfkeyle karar vermez o zaman.

Aradan çok zaman geçmemiş Hacı Süleyman gelmiş. Ayhan'ın anlattıklarından sonra, kendini
saymayıp o deyusa kaçan kızına karşı nasıl tavır takınması gerektiğini bilemeden girmiş odaya.
Zahide babasını görünce hemen toparlanmaya çalışmış. Öyle güçsüz, öyle küçücük ve de örselenmiş
görünüyormuş ki... Bu hali babasının yüreğine dokunmuş. Yine de mesafesini koruyarak karşı divana
oturmuş. Kimseden çıt çıkmıyormuş. Herkes Hacı Süleyman'ın konuşmaya başlamasını bekliyormuş.
Zahide başı önünde... Derken yine bir öksürük nöbeti gelip çatmış. Yine su yetiştirmişler, içirmeye
çalışmışlar. Nafile... Hacı Süleyman Hatice'yle göz göze gelmiş. Karısının gözlerinden durumun vahim
olduğunu anlamış. Öksürüğü geçen kızının nefes nefese kalışını gözlerindeki yaşları gizlemeye
çalışarak izlemiş. Arkasından:

-Zayıda... Beni çok yaraladın. Sen benim ilk gızımdın. Gözümden bile sakınıyodum seni. Bendeki yerin çok başkaydı. Böyüyüp gelinlik gız olduğunda üç eteğini geyinip, başına kakmalı dastarını bağleyip, davullu zurnalı seni uğurleyeceğim zamanları hayal ediyodum. Emme olmadı. Sen bi ahlaksıza gapılıp beni de ırahmetli aneni de çiğneyip gittin. Etme gızım bu adam sene gün yüzü gösteemez dedik dinledemedik. Ne oldu gari? Atanı ezdin geçdin de mutlu olabildin mi? He? Hu haline bak. Benim gözümde dünya güzeliydin. Şindi çocuk gadaa galmışın, ağzın yüzün birbirine girmiş. Değdi mi? A gızım değdi mi? Anen senin adını sayıklaya sayıklaya can verdi. Hadi beni hiç ettin, ona garezin neyidi? İnsan bi yo gelip helallik almamıydı? Emme ne oldu? Nereye yaradı gari senin ettiğin. Herkesi gırdın ardında bırakdın. Şindi de gelip gine bene sığınmek isteyon ööle mi?

Zahide ne dese bilememiş. Keşke yer yarılsa içine girseymiş. Gençliğin verdiği coşkuya kapılıp
gitmesinin sonuçlarının bunlar olacağını hesap edebilse hiç anasını babasını çiğnermiymiş?
Bilememiş...

Hacı Süleyman bir yandan konuşurken bir yandan kızını inceliyormuş. Yüzünün rengi toprak gibiymiş.
Tıpkı rahmetli karısı Rabiye gibi... Öksürüğü, nefesinden gelen ses... İçten içe yüreğini korku sarmış:

-Ne zamandır bööle öksürüyon sen?

Zahide korkudan susmaya devam etmiş.

-Neyi o? Bene mi küstün? Ben sözümü çiğnedim geldim seniilen gonuşuyon. Sen ne demeye gonuşmeyon bakem?

Titrek bir ses cevap vermiş:

-Affet beni buba... Köpeklee gadaa pişmanım. Şindiki aklım olsa...

Hacı Süleyman'ın yüreği kıvranmış. Nefesi gelip boğazına dayanmış. O sırada gururu olmasa koşup
kızına sarılmak, yaralarını birlikte sararız, artık benim kanatlarım altındasın demek istiyormuş. Ama
elbette diyememiş.

-Akıl o zaman da vaadı, şindi de vaa... Ne değişdi? Seni bööle eşşek sudan gelene gadaa dövmeseydi acaba şindiki aklın olcekmiy di? Geç gari bunları... Olan oldu bi kere. Geri dönüşü yok. Sen deyive biyo bi şu öksürüğün ne zamandır vaa?

Ürkek ürkek cevap vermiş Zahide:

-İki üç yıldıı vaa buba.

-Doktur ne deyo? Neymiş bu öksürüğün sebebi?

-Hiç doktora gidimedim buba.

-Ne demek doktora gidimedim? Götüümedi mi o şerefsiz seni? O zaman ne duruyon daha onun yanında?

Hacı Süleyman giderek artan öfkeyle devam etmiş:

-Sene zerre gada gıymet vermeyen adamın yanında ne işin vaaa? Bizim yanımızda elmasdın sen. Altındın. Bu pezevenk seni çamur yerine bile goymamış. Bu gada kendini neye düşürdün? Ne demeye bekledin? Döve döve ne hale getiimiş seni. Öldüüsün deye mi bekleyodun? Ah gari ah... Bene bak. Geri döncen deyosan şindi git. Yok ben temelli geldim gari deyosan şindi sööle. Bi daha da sözümden çıkmeceene söz ver.

Zahide'nin yaşlı gözleri bu sözlerle parlamış. Umut gelip yerleşmiş göz bebeklerine:

-Gal dersen galen buba. Bi taa beni öldürsele senin sözünden de çıkman. Hem valla, hem billa çıkman. Ne dersen onu ederin. Yetee ki beni affet.

Hacı Süleyman kalkmış, kızına yaklaşıp elini uzatmış:

-O zaman öp elimi. Ben zalim bi insanmıyın seni bu halinle kapıya goycek. Seni eşşek sıpası seni.

Zahide sevinçle önüne uzatılan eli öpmüş:

-Şindi burdan çıkmecen. Accık yat dinlen. Ben arabacıya gidip baken bi. Doktora gitcez. Çağırdığımda inersin.

Zahide çekingen:

-Zahmet etmeyeydin buba. Dekmeleyince heralde ciğerime denk geldi. Ondan bu gada öksürüyon. İki üç güne bişeyim galmaz...

O gün arabacı müsait olmadığından ertesi gün doktora gitmişler. Kısa süre sonra ciğerlerinin haşat olduğu, veremin çok ilerlediğini öğrenmişler. Bulaşıcıdır, aman ev halkı yakın temasta olmasın diye tembih üstüne tembihte bulunmuş doktor. Gerçi bunları zaten biliyorlarmış. Verem hanelerine daha önce de girip sevdiklerini ellerinden almışmış. Bu haber herkesi çok üzmüş. Evleri kalabalık, ayrı bir oda ayırmaları imkansız...

Hatice yenice oğlunu kaybetmiş, yenice kızına kavuşmuş. Zahide'nin haline çok üzülmüş üzülmesine ama hastalığın bulaşıcılığından çok korkmuş. Ya kızına bulaşırsa... Ya da diğer çocuklarına bulaşırsa... Birini daha kaybetmeye dayanamayacağını biliyormuş. O yüzden Zahide'nin kendi çatıları altında kalmasına müsade etmemiş. İçindeki korkuları usulünce anlatmış ve hemen yan evde oturan Muhittin'le Kezban'ın evinde kalmasına karar vermişler.

Tüm bunlar olurken, Rıza evi terkeden karısını geri getirmek için kapılara dayanıp tehditler etmiş. Mahalleyi ayağa kaldırmış. Gençler ona diklenip mahalleden uzaklaştırmışlar. Sonra karısının verem olduğunu öğrenmiş. Rabia'yı almak istemiş. Onu, Zahide'nin durumunun ciddi olduğunu, son zamanlarında kızını anasından ayırmamasının günah olacağını söyleyerek ikna etmişler. O da karısı ölünce kızına bakacak bi kadına ihtiyaç duyacağını düşünüp gidip Hatice Güllü'yü kaçırmış, kendine eş etmiş...

Her şey öyle hızlı olmuş bitmiş ki... Mahkeme gününün gelişini karabasanlar basmış gibi bekleyen ev halkı, o gün geldiğinde çabucak geliverdi diye şaşırmışlar. Zeynep, Hatice ve Hacı Süleyman sabah erkenden kalkıp hazırlanmışlar. Çocukların duaları eşliğinde Acıpayam'a, mahkemeye doğru yola çıkmışlar...

HER PAZARTESİ YENİ YAYIN



ROMAN PROJESİ BECERİKLİ KADIN'IN -HATİCE ÖZTÜRK- NOTER ONAYLI ÇALIŞMASIDIR. BÖLÜMLERİN HERHANGİ BİR YERDE İZİNSİZ YAYINLANMASI, KOPYALANMASI, DAĞITILMASI, PAYLAŞILMASI VB DURUMLARDA HUKUKİ SÜREÇ BAŞLATILACAKTIR



2 yorum

  1. Dizi gibi hiç bitmesin isteyerek okuyorum bi bakıyorum bölüm sonu gelmiş hemen yaz valla çatlıyorum meraktan ��

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Aslında şöyle bir ay zamanım olsa sadece kitabımı yazmaya odaklanabilsem bitiricem de işte... Sağolasın ballim, inşallah hızlanabilirim 🙏😘

      Sil

Yorumunuz için teşekkür ederim.