HİDE

Grid

GRID_STYLE
false
TRUE

blog

HIDE_BLOG

Classic Header

{fbt_classic_header}

Header Ad

HABERLER

latest

ONKOLOJİDE BİR SABAH-TRAJİK GÜLÜMSETEN HİKAYE

Merhabalar. Bu günkü hikayem diğerleri gibi kahkahalar attırmayacak. Ama yoğun bir duygusallığın ardından yüzünüzü gülümsetecek. Bunu n...


Merhabalar. Bu günkü hikayem diğerleri gibi kahkahalar attırmayacak. Ama yoğun bir duygusallığın ardından yüzünüzü gülümsetecek. Bunu neden yazmak istedim biliyor musunuz? Artık her şey bitti, çareler tükendi dediğimiz zamanlarda bile, içimize ferahlık veren, küçük, minik şeylere gülümseyiveririz. İşte o gülümsemeler büyük acıların yüreğe oturan yükünü hafifletir. Yaşıyorsak, her zaman nedenlerimizle birlikte yaşarız…

Annemin safra kesesi ameliyatını yapan cerrah, apar topar yarıda kesip ileri evrede kanser olduğu haberini ameliyathane kapısında merak içinde bekleyenlere verdiğinde, ben Trabzon'da her şeyden habersizdim. Haberi bana vererek üzmek istemediklerinden, öğrenişim çok başka oldu. Oraları belki bi gün 4. evre kolon kanseri nasıl yenilirle ilgili bi yazı dizimde anlatırım.

Elbette öğrendiğim gün Denizli Devlet Hastanesinin genel cerrahi servisinde buldum kendimi. Epi topu 20 gün, bilemedin 1 ay ömür biçilmişti anneme. Ve taburcu evrakları hazırlanmıştı. Çünkü tedavi umudu yoktu.

Derken kavga dövüş, tüm riskleri üstüme alarak, onkoloğu kemoterapi uygulamaya ikna ettim. Ve onkoloji günlerimiz başladı...

Hemen servise naklini yaptık ve odasına yerleştirdik. Elbette anneciğim kanser olduğunu bilmiyordu. Ona söylemeyeceğimize dair tüm ailemle ve doktorlarıyla anlaştık. Enfeksiyonu var ve bunun için tedavi görüyor... Bu makul bi açıklamaydı. Ve hepimiz buna uygun rol kesmeye başladık. Onun yanında olabildiğince neşeli davranıp, moralini yüksek tutmak için elimizden geleni yapıyorduk.

Ben yıllarımı gurbette geçirdiğim için sürekli yanında refakatçi kalma konusunda direttim. Ablalarım, abilerim, yengelerim, hısım akraba... Onlar gündüzleri geliyorlar, sohbet, muhabbet ediyorlar akşama doğru gidiyorlardı. Bu arada servis hemşireleri, personeli, hastalarıyla aile gibi olduk.

Annemin yatağının yanındaki refakatçi koltuğu yatağım olmuştu. Tabi, geceleri çoğu zaman uykusuz geçiriyordum. Anneme bir şey olacak endişesinden uykusuzlukla beraber sabahları bi hal peydahlandı bende. Öyle bi hal ki, tüm servis her sabah benimle muhabbet etmek için odaya geliyor, sonra da gülme krizleriyle çıkıyorlardı. Bu halim annemi de çok eğlendiriyordu. Kendim bile kendime gülüyordum.

Neydi bu hal? Efeniimm, ses kısıklığı... Allah Allah, ses kısıklığının nesi komik diyebilirsiniz. Eğer sesiniz helyum gazı yutmuş gibi çıkıyorsa bayaa bayaa komik oluyo. Her sabah düdüklü tencere gibi ötünce, millet karnını tuta tuta gülüyo. Annem bile yattığı yerden gözlerinden yaş gelene kadar kahkahalara boğuluyo. O kadar acayip bi durum içindeyim.

Bu zamana kadar anlattıklarım üzücü geldi size biliyorum. Zaten öyle zor günlerdi ki... Ancak yaşayan bilir. Yine de hani olur ya, en olmadık zamanda, öyle bir şey yaşarsınız ki... Her hatırladığınızda tüm kötü hatıraları siler ve sizi yeniden güldürür. İşte öyle bir şey gelecek şimdi.

Böyle böyle bi 20 günü geçirdik. Annem günden güne iyiye gidiyor. Umutlanıyoruz. Yine de gece gündüz uykusuzum. Bundan şikayetim filan da yok haaa... Sakın öyle bi şey gelmesin aklınıza. Ben halimden memnunum. Yeter ki annem iyi olsun. Başka bişey istemem.

O gün, günlerden pazar. Servisin temizlik günü. Her hafta sonu hastalar ya izinli evlerine giderler, ya da taburcu olurlar. Sadece annem gibi ağır hastalar kalır serviste.

Şibbik'im (hani şu cinli hikayemdeki Şerife ablam) o gün, gece de kalmak için hazırlıklı gelmiş:

-Hatcaaa, abaaammm, gurudun gittin burda a yavrımız. Maydem eve gidip yatman deyon, o yüzden böyün ben de galen burda. Nasıı ooosa bu gece temizlik yapılcek. Odalaa boşaldı. Giree bi odada yataa uyuusun.

Annem yattığı yerden başını kaldırdı. Sevinçle:

-Ayooo, eyi düşünmüşün Şerfee. Gözleri güccüldü gitti uykusuzlukdan. Ayakda yıkılıp gitcek deye korkuyon. Gııı Hatcaaa, bu gada mı seviyon beni a gızım?

Koşup boynuna sarılıyorum:

-Sevmemin ben seni goca gız. Dünya bi yana sen bi yana. Tabi seviyon güzee anam benim. Benim uykudan yana derdim yok. Sen tasalanma aneciim.

Annem ısrar ediyo, Şibbik'te öyle. Bunun üzerine doğruca personel odasına gidiyorum. Personel Mehmet vardiyasına başlamış:

-Memeet, ablam. Bu gece Şerife abam burda galcek. Epeydir uyumadım biliyonuz hepiniz. Hazır odalar boşken, siz temizlik yapana gadar bi odaya yatıp uyusam gece oluu mu?

-Olur abla. Ayıp ettin. Sen yatıceen zaman gel sööle bana, hem yatıcen odayı gösteriveririn, hem yatağın çarşaflarını değişiriz. Temiz temiz yataa dinleniisin.

-Zahmet etcen size gari Memet. Sağol abaam.

İçim rahat şimdi. Bu gece uyuyacağım. Annem de emin ellerde olacak. Dinlenmeye gerçekten ihtiyacım var. Temiz çarşaf işi de tamam. Ohh, süper.

Akşam 10 gibi annemle Şerife ablamın uykusu geldi. Benim için de yatma zamanı... Gidip annemi öptüm, koktum, Şibbik'imi de öptüm. Hayırlı geceler deyip yanlarından ayrıldım. Gittim Mehmet'in yanına. Aldık temiz çarşafları. Koridorun sonunda soldaki odaya girdik, yatağa temiz çarşafları serdik:

-Hatca abaa, geceye doğru temizliğe başlarız biz. Sıra bu odeye gelince seni kaldırıı, başka odeye geçiririz. Oluu deemi?

-Oluu abam, oluu. Çok sağol, Allah razı olsun abam. Hadi size goley gelsin.

Onkoloji servisinde temizlik hadisesi, hiç bir yerde gördüğünüze benzemez. Odadaki tüm mobilyalar, dolaplar, yatak, yorgan, ne varsa her şeyi koridora taşırlar. Duvarlar, camlar, pervazlar, kapılar dahil her yeri silerler. Bi tavan kalır silinmedik. Koridordaki eşyaları da silip silip tekrar içeriye taşıyıp yerleştirirler. Böyle özenlidir. Her pazar gecesi bunu tekrar ederler.

Mehmet kapıyı kapatıp çıktıktan sonra baş üstü lambasını yaktım,aldım elime kitabımı okumaya başladım. Ve sonrası... Yok!

-KAHVALTIIII!!! KAHVALTI ALCEKLEE GEESİNNNN!!!

!!!

Derin uykumda duydum o sesi. Eyvahlar olsun uyuyup kalmışım. Kahvaltı servisini kaçırıcam. Geceden aç yatmıştım. Yetişmem lazım!!!

Gözümü açtım ama zihnim hala kapalı. Yataktan fırladığım gibi koştum.

-ÇAATTTT!!!

-Aboohh... Çok fena acıdı yaaaa!

Biri koştu omuzlarımdan tuttu. Beni tam tersi yönde çevirdi. Ben neye uğradığımı şaşırmış haldeyim. Bi yandan bağırıyorum. Bağırıyorum ama yine helyum gazı yutmuşum:

-Gafaltııı, gafaltııı... Gidibaa! Ben de alceeennn! Gitmeeen! Duruuunnn!

Kahkahalar içinde ablamın sesi:

-Gı abam, duuu bi gııı. Aboh ne oldu sene?

Gözüm bi anda açıldı. Yani zihnim açıldı. Görmeye başladım. Kapıda kahvaltı arabası, hastaların, refakatçilerin elinde çay kupaları, katıla katıla gülüyolar. Tüm olanları görmüşler. Yıkılıyolar gülmekten. Beni tutan Şibbik. O da aynı...

Ben anlamaya çalışıyorum. Kapı niye önümde? Akşam yattığımda tam tersi yöndeydi. Ne oluyo yaaaa?

Gece uyudum ya ben. Yattığım odanın karşı sırasındaki odalardan birine taşımışlar.  Hâlâ beni oraya nasıl götürdüler bilmiyorum. Götürüp yatırmışlar. Kimler yapmış bunu, onu da bilmiyorum. Kahvaltı sesini duyunca kapıya diye duvara koşmuşum. Ablam o sıra servis arabasının başında, gerçi ordaki herkes orada. Tam da benim odanın kapısının ağzında. Duvara düm dük gümlediğimi görüyolar, sersem sersem, düdüklü tencere gibi "gafaltııı! gafaltııı!" diye bağırışımı izliyolar. Sonra da toplu halde kopuyorlar. Hemşiresi, personeli... Hastası refakatçisi... Ablam gelmese belki de o duvara çarpmaya devam edicem. Hani şu çizgi filmlerdeki gibi 😂 Ölüm uykusuna mı yattıydım bilemedim ki?

O gün annem bile akşama kadar ablama anlattırdı anlattırdı güldü. Ben de öyle. Bi yandan hala nasıl diğer odaya geçtiğimi anlamaya çalışarak...

YASAL UYARI: YAYINLADIĞIM TÜM HİKAYELER BECERİKLİ KADIN'IN -HATİCE ÖZTÜRK- NOTER ONAYLI ÇALIŞMASIDIR. BÖLÜMLERİN HERHANGİ BİR YERDE İZİNSİZ YAYINLANMASI, KOPYALANMASI, DAĞITILMASI, PAYLAŞILMASI VB DURUMLARDA HUKUKİ SÜREÇ BAŞLATILACAKTIR.

LİNK PAYLAŞIMI YAPABİLİRSİNİZ. LİNK PAYLAŞIMLARINDA HERHANGİ BİR YASAL SORUN YOKTUR.



2 yorum

  1. Çok güzel bir yazı olmuş kaleminize sağlık izleyici olmak istiyorum fakat buton bulamadım

    YanıtlayınSil
  2. Çok teşekkür ederim. Benim çok mutlu ettiniz. İzleyici olmak için facebook, instagram bağlantılarının altındaki abone olun sekmesinde "BU SİTEYİ TAKİP ET" bağlantısını tıklayabilirsiniz. Telefonla bağlanıyorsanız yorum penceresinin altındadır bu bağlantı, pc den giriyorsanız üst sağ bölümde. Tekrar teşekkür ederim.

    YanıtlayınSil

Yorumunuz için teşekkür ederim.